HALLSTATT

MASAL DİYARI

 

Hallstatt

İtalya’nın kuzeyinden yola çıkarak sırasıyla Trento, Bolzano ve İnnsbruck geçtikten sonra vardığımız bu masal diyarı köy, 7000 yıllık geçmişi ile Avrupa’nın en eski yerleşim yeri olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası’nda yerini en ön sıralarda alıyor. Dolomitilerin eteklerinden kıvrılıp  vardığımız bu şirin köy, beni tıpkı çocukluğumda izlediğim Hansel ve Gretel’in o şekerli masal dünyasına götürdü. Hallstatt'a nasıl gideriz, ne yer ne içeriz ve bu şirin köyde nereleri gezeriz, ben kısaca özet geçtim ama bazı yerler vardır ki, yazılarak ya da anlatılarak tarif edilemez. İşte Hallstatt da kesinlikle böyle yerlerden birisi.. Öyle ki Çinliler bu köyün bir kopyasını bile yapmışlar.

Hallstatt'a Nasıl Gidilir?

Avusturya’nın Salzburg şehrinden 73 km uzaklıkta olan bu minnak köye, arabayla gidecek olanları yaklaşık olarak bir buçuk saat sürecek rüya gibi bir yolculuk bekliyor. Bu güzergah için ve Avusturya’da kullanacağınız diğer otoban ve tüneller için vinyet (vignette) denilen otoban kartlarından alıp, ön cama görünür bir şekilde koymayı unutmamalısınız, cezası oldukça tuzlu oluyormuş:) Biz her hangi bir benzinlikten, sanırım bir haftalığını 10 euro gibi bir paraya almıştık.

Hallstatt’a, Viyana, Salzburg ve Münih’ten kalkan tren ve otobüsler ile ulaşabilirsiz. Tren yolunu kullanacak olanlar Hallstatt tren istasyonunda  indikten sonra istasyonun hemen yanında bulunan feribotlar ile köye aktarma yapabiliyorlar. Tren-feribot gibi..  Bu yol, gidilen güzergah dolaysıyla da oldukça keyifli... Tren saatleri ve önceden bilet temin etmek için www.oebb.at/en sayfasına bakabilirsiniz. Otobüs yolunu kullanmak isteyenler için ise iki aktarma gerekmekte, otobüs-tren-feribot şeklinde.  Bana sorarsanız, her iki yol için de, fotoğraf makinenizi elinize alın ve göreceğiniz eşsiz manzaraların tadını çıkarın derim..

Otopark

Avrupa'nın bir çok kasabasında olduğu gibi Hallstatt'ta da köyün içerisine araba ile girmek, sadece burada yaşayan yerli halka özel bir durum. Rampadan aşağıya doğru kıvrılıp merkezi biraz geçince, hem kapalısı, hem de açığı olan büyük bir otopark var. Biz arabamızı buraya park edip, bembeyaz karların üzerinde yürürken, insanlar burada gerçekten de yaşıyorlar mı yoksa bu bir ilizyon mu diye kendimize sorarak, hayatımızı kısaca bir sorgulamadık dersem yalan olur: )

 

Hallstatt’ta Biz Neler Yaptık?

Hallstatt’ta yapılacakları listelersek sanırım en ilginç olarak ilk sırayı “Beinhaus” yani Kemik Evi alacaktır. Karlarla kaplı olan dağlardan oluşan bu bölgede,  az sayıda bulunan mezarlıklar dolunca, ölüler mezarlarınan çıkarılıp, temizlenip, bu kemik evinde insanlara sergilenirmiş. Kilisenin içerisinde bulunan bu kemik evinde 1200 adet kafatası bulunmaktadır.
Dünyanın en eski tuz madeni de Hallstatt’dır ve burada en çok görülesi yerlerden biridir. Füniküler ile 2-3 dakikada tepeye çıkıp, kilise, mezarlık ve madeni gezip, aynı zamanda eşsiz manzaranın da tadını çıkarabilirsiniz.
14. yüzyıla dayanan geçmişi ile market meydanında bulunan ve adeta yağlı boya tablosu görünümündeki evleri  gezip, birbirinden güzel ahşap ve el yapımı hediyelik eşyalardan alabilirsiniz. Yine bu meydanda bulunan ve bütün fotoğraflarda tüm ihtişamıyla poz veren, 18. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan Evangelist kilisesi de görülmeye değer yerler arasında ilk sıralarda olabilir.

Hallstatt'ta Ne Yenir?

Biz schnitzel yemek istediğimiz için, gölün hemen kıyısında bulunan bir restorana gittik. Kış mevsimi olaması ve christmas öncesi olmasından dolayı zaten yemek yenilecek bir çok mekan kapalıydı. Bu restoran Biraz şık, biraz da tuzluydu ama Hallstatt zaten genel olarak çok ucuz bir yer değil bu yüzden de gelmişken hakkını  verelim dedik  
Feribot iskelesinin bulunduğu yerde Türklerin işlettiği bir büfe var. Burada döner, hamburger gibi tanıdık tatları da bulabilirsiniz. Die Gemischtwarenhandlung am See Cafe’de elmalı kek yeyip, alışveriş yapabilirsiniz. Cafe'nin önünde bir de fotoğraf çektirirseniz tüm ritüelleri eksiksiz yerine getirmiş olursunuz: ))

Son İzlenim

Her mevsim ayrı bir güzelliği olan Avusturya'nın bu masal köyünü gezmek için her ne kadar en güzel mevsimin ilkbahar ya da sonbahar olduğu söylense de, bizim gibi kar kış aşığı iki insan için görüp görebileceğimiz en şiirsel hali, bu bembeyaz örtüyle kaplandığı zamanlar olsa gerek..
ister şarabınızı yudumlayın, ister sıcak çikolatanızı için, ya da her biri birbirinden güzel evlerin olduğu o daracık çiçekli sokakları gezin.. Her ne yaparsanız yapın, dünya gözü ile bu düşler köyünü mutlaka görün..

  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

©2018 by Bizim yolumuz. Proudly created with Wix.com