Viyana’da geçirdiğimiz yeni yılın ardından, Venedik’ten kiraladığımız arabayı tekrar Venedik’te teslim etmemiz gerektiği için sabah kahvaltının ardından yola çıktık. Havalimanına yaklaşık olarak yedi saat kadar bir yolumuz ve fazladan da bir günümüz vardı. Sırasıyla Graz ve Villach geçip sokaklarında neredeyse tek bir insana bile rastlamadığımız, biraz ürkütücü biraz da esrarlı bir havası olan Venzone ‘ye vardık. Aslında hakkında daha önceleri hiçbir şey bilmediğimiz bu kasabaya gelişimizin amacı, Venedik havalimanına oldukça yakın olmasından dolayı, bir gece burada konaklayıp ertesi sabah saat 08:00 da ki uçağımıza binip İstanbul’a gelmekti.

Yoldan rezervasyon yaptırdığımız otele vardığımızda hava karanlıktı. Otel yol kenarında, çok soğuk ve biraz da sevimsizdi. Bu bölge ile ilgili biraz bilgi edinip çevreyi gezinmek için dışarı çıktık. İkinci dünya savaşında bombalanmasının ardından, 1976 da geçirdiği büyük deprem ile kasaba neredeyse iki kere yıkılıp yeniden inşa edilmiş, bu yüzden de hem biraz tüyler ürperten hem de biraz hüzünlü bir tarafı yok değil bu küçük kasabanın. Etrafta görebildiğimiz tek şey ortaçağdan kalma ve iki yıkımın ardından orijinal taşlarıyla yeniden örülmüş olan bir kale ve birkaç tane şirin lavanta dükkanı oldu. Parfümden çikolataya, pirinçten makarnaya kadar aklınıza gelebilecek her şeyin içinde lavanta aromasını bulabileceğiniz bu dükkanların oldukça pahalı olması da dikkatimizden kaçmadı.

Christmas ertesi olduğu için tüm restoranlar kapalıydı kaldığımız otelde pizza yedik ve şarap içtik. Biz bir gece konaklamak için 60 euro, yemek için ise 20 euro civarı bir şey verdik. Özellikle gidilip görülesi bir yer olmamakla birlikte, geçerken uğrayıp hafif bir lavanta esintisi almak isteyenler için, İtalya'nın kuzeyinde küçük bir orta çağ kasabası Venzone.

  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

©2018 by Bizim yolumuz. Proudly created with Wix.com